Temajet © 2021. Tüm hakları saklıdır.

My Blog

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Son Dakika
  4. »
  5. Uzmanlardan yaşlılık dönemine ilişkin uyarı: Destek verirken sınırlar korunmalı

Uzmanlardan yaşlılık dönemine ilişkin uyarı: Destek verirken sınırlar korunmalı

admin admin - - 8 dk okuma süresi
3 0

Uzmanlardan yaşlılık dönemine ilişkin uyarı: Destek verirken sınırlar korunmalı

 Ailelerin yaşlı yakınlarına destek olurken onların yapabildikleri işleri ellerinden almaması gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaşlı bireyin yapabildiği işleri sürekli olarak onun yerine yapmak, zaman içinde ‘ben artık hiçbir şeyi yapamıyorum’ düşüncesini güçlendirebilir.” dedi. Yaşlı bireyin yerine karar vermek yerine onunla birlikte karar verilmesinin önemini vurgulayan Tunçel, sosyal yaşamın sürdürülmesinin de psikolojik iyi oluşu desteklediğini aktardı. Aşırı korumacı ve çocuklaştıran iletişimden de kaçınılması gerektiğini ifade eden Tunçel, en önemli desteğin, yaşlı bireyin yapabildiklerine güvenerek yanında olmak olduğunu kaydetti.

 Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü kapsamında, ailelerin yaşlı yakınlarını desteklerken onların bağımsızlık, karar verme ve sosyal yaşama katılım haklarını korumasının psikolojik iyi oluş açısından önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

 Yaşlılık, yalnızca fiziksel değil, psikolojik bir değişim dönemi!

 Yaşlanmanın yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir dönem olmadığını aktaran Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Kişinin yaşamını, rollerini, ilişkilerini ve kendilik algısını yeniden değerlendirdiği önemli bir yaşam evresidir.” dedi.

 Emeklilik, eş veya arkadaş kaybı, çocukların evden ayrılması, fiziksel kapasitedeki değişimler ya da günlük yaşamda bazı alanlarda desteğe ihtiyaç duyulmasının kişinin psikolojik dünyasını etkileyebileceğine işaret eden Tunçel, “Bu dönemde kişi, ‘artık eskisi kadar yapamıyorum’, ‘hayatımdaki rolüm değişti’ veya ‘başkalarına yük oluyorum’ gibi düşünceler geliştirebilir. Özellikle kayıpların arttığı ve sosyal çevrenin daraldığı durumlarda yalnızlık, üzüntü, kaygı, değersizlik ve çaresizlik duyguları görülebilir. Ancak yaşlılık dönemini yalnızca sorunlarla tanımlamamak gerekir. Birçok birey bu dönemde yaşam deneyimlerinden yararlanarak daha fazla kabullenme, duygusal olgunluk ve yaşamına anlam verme becerisi de geliştirebilir.” şeklinde konuştu.

 Her şeyi onun yerine yapmak, yetersizlik duygusunu güçlendirebilir!

 ‘Sen yorulma, ben yaparım’ yaklaşımında niyet ile davranışın etkisini birbirinden ayırmak gerektiğine vurgu yapan Tunçel, “Bu sözler çoğu zaman sevgi ve koruma amacıyla söylenir. Ancak yaşlı bireyin yapabildiği işleri sürekli olarak onun yerine yapmak, zaman içinde ‘ben artık hiçbir şeyi yapamıyorum’ düşüncesini güçlendirebilir.” dedi.

 Bağımsızlık duygusunun, kişinin psikolojik iyi oluşunun önemli parçalarından biri olduğunu hatırlatan Tunçel, “Dolayısıyla gerçekten yardıma ihtiyaç duyduğu alanlarda destek olmak, fakat yapabildiği şeyleri onun yerine üstlenmemek gerekir. Örneğin ‘Ben yapayım’ demek yerine ‘istersen birlikte yapabiliriz’ yaklaşımı, hem desteği hem de bireyin yeterlilik duygusunu korur.” ifadelerini kullandı.

 Yaş almak, kişinin karar verme hakkını ortadan kaldırmaz!

 Bir bireyin yaşı ilerlediğinde karar verme hakkının otomatik olarak başkalarına geçmesinin söz konusu olmadığına dikkat çeken Tunçel, şunları söyledi:

 “Kişinin kendi hayatıyla ilgili konularda fikrinin sorulması ve mümkün olduğunca karar süreçlerine dahil edilmesi, kendisini değerli ve saygı görmüş hissetmesi açısından çok önemlidir. Sürekli olarak kişinin yerine karar verilmesi; değersizlik, kırgınlık, öfke, geri çekilme ve çaresizlik duygularını artırabilir. Zamanla kişi kendi düşüncelerinin önemsenmediğini hissederek aile içindeki iletişimden uzaklaşabilir. Burada temel yaklaşım ‘onun için karar vermek’ değil, ‘onunla birlikte karar vermek’ olmalı. Elbette kişinin bilişsel kapasitesinin bazı kararları vermesini etkilediği özel durumlarda profesyonel değerlendirme gerekebilir. Ancak yaş almak tek başına kişinin karar verme hakkını ortadan kaldırmaz.”

 Yaşlı birey, bakım alan kişi değil, aile ve sosyal yaşamın aktif bir üyesi olarak görülmeli!

 Yalnızlığın, özellikle kişinin istemediği halde sosyal ilişkilerinden uzaklaşması söz konusu olduğunda, psikolojik iyi oluş üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini kaydeden Tuğçe Tunçel, “Sosyal temasın azalması; üzüntü, kaygı, içe kapanma ve yaşamdan alınan keyfin azalmasıyla ilişkili olabilir.” dedi.

 Bu nedenle ailelerin rolünün yalnızca fiziksel ihtiyaçları karşılamakla sınırlı kalmaması gerektiğine değinen Tunçel, “Yaşlı bireyin sosyal yaşamını sürdürebilmesine de destek olunmalı. Birlikte yemek yemek, sohbet etmek, yürüyüşe çıkmak, arkadaşlarıyla görüşmesini kolaylaştırmak veya ilgi duyduğu etkinliklere katılımını desteklemek oldukça değerlidir. Burada önemli olan, yaşlı bireyi sürekli ‘bakım alan kişi’ konumuna koymak yerine aile ve sosyal yaşamın aktif bir üyesi olarak görmektir. Bazen düzenli ve samimi bir sohbet, maddi ya da fiziksel bir yardımdan çok daha büyük bir psikolojik destek sağlayabilir.” açıklamasını yaptı.

 Yaşlı bireyin yerine hayatı yaşamak değil, bağımsızlığını sürdürebilmesi için yanında olmak gerekiyor!

 Ailelerin yaşlı yakınlarına destek olurken onların bağımsızlığını korumak için nasıl bir iletişim ve davranış biçimi benimsemesi gerektiği hakkında önerilerde bulunan Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Öncelikle yaşlı bireyin neye ihtiyacı olduğunu onun yerine varsaymak yerine sormak gerekiyor. ‘Neye ihtiyacın var?’, ‘Bunu kendin yapmak ister misin?’, ‘İstersen nasıl destek olabilirim?’ gibi söylemler daha sağlıklı bir iletişim kurulmasını sağlar.” dedi.

 Ailelerin, kişinin yapabildiği işleri mümkün olduğunca kendisinin yapmasına alan tanıması gerektiğini ifade eden Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı:

 “İhtiyaç duyduğu noktalarda ise destek sunmalı. Ayrıca çocuklaştıran, küçümseyen veya aşırı korumacı bir iletişimden kaçınmak gerekir. Yaşlı bireyle konuşurken yüksek sesle, aşırı yavaş veya çocukla konuşur gibi konuşmak yerine yetişkin bir bireyle iletişim kurar gibi doğal ve saygılı bir dil kullanılmalı. Aslında temel ilke oldukça basit; yaşlı bireyin yerine hayatı yaşamak değil, kendi hayatını mümkün olduğunca bağımsız şekilde sürdürebilmesi için yanında olmak.

 Yaşlılık, bireyin değerinin ve söz hakkının azaldığı bir dönem değildir. Aksine kişinin yaşam deneyiminin, tercihinin ve aile içindeki varlığının daha görünür kılınması gereken bir dönemdir. Bazen en büyük destek, bir şeyleri onun yerine yapmak değil; yapabileceğine güvenip yanında olduğumuzu hissettirmektir.”

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir